3 Ocak 2014 Cuma

Gelip Geçen Yıllar OLSUN.

          Zaman Bize verilen en büyük Hediye derler aslında  götürdüklerini sayarsak hediye eder mi? bilemem ancak dünya üzerinde yaşayan her insan gibi Bizlerde onu geri alamayacak kadar güçsüz olduğumuzu kabul etmişizdir sanırım. Bazılarımızda vardır tabi boyun eğmeyen cinsten zamana.. Yenilgiyi kabul edemeyen insan.
Aslında kabul etmek yenilgiyi . Bir sonraki için kazanmaya değer adımlar atmanın , sizler ona tecrübemi dersiniz bilemem ancak , Geçerken zaman bir sonraki güne hakim olamamak asıl acımasız olan..
       
 Yaşanmışlıklar da birikir Zamanla. Attığın her adımda , sen aldığın her nefeste birileri senin mutlu olman için çalışıyorsa. Sen gül diye , sen her defasında dahada mutlu ol diye..

Ama kimse mutlu etmek zorunda da değil , sen güldükçe kimse senin kahkahalarına katlanmak zorunda da değil.  Ama sen yinede gül içinden.


       Yalnızlık kapını çalarsa bir gün sen ona da gül içinden. Duygularının en derin yerinden. Seni senden uzaklaştıran insanlara Gül. Yüzlerine saçmala ki onlar aslında saçmalamanın değil ne kadar güldüğünü görüp dert bilsinler...   Önemi var mı? bilmiyorum aslında. Ben kimseler için yaşamadım yada kimseler için gülmedim hayatta. Ben güldüğüm her şeyi kaybettim zamanla. Üzüntümü , sevincimi , masumiyetimi Kaybedilecek ne varsa kaybettim. Yenilgiyi kabul ettim aslında. Zamana karşı yenilgimi.. Yinede olması gerektiği gibi bugün yaşıyorum Anın tadına vararak Ve çoğu zamanda saçmalayarak.  Kaybedicek bir şeyi olmayan bir insan.
Kendini dahada çok kaybetmemek pahasına Saçmalıyor. Bu gün. yarın ve daha sonrası için.. Yaşamaya değer bir şeylerin bir yerde olduğunu hatırlamak için..

12 Aralık 2013 Perşembe

Trabzon 2013.

Yıl içerisinde ülkenin bir çok farklı şehrini gezdim , gördüm ve sizler ile paylaşacak yeni şeyler aradım..
 Büyük bir şanssızlık ile Çekmiş olduğum Fotoğraflar silindi ve geriye sadece Trabzon gezisinden kalan çalışmalarımı sizler ile paylaşıyorum..










11 Aralık 2013 Çarşamba

Yaşamak Gerekli.


Dostum önemi olan nedir biliyor musun?

  Yaşamak hayatta gezmek görmek tatmak hissetmek ve bir sonu olacağını bildiğin halde çaba göstermek bir şeyler için. Aslında fani olan ile vakit geçiriyoruz. Bazen onlara çok derinden bağlanıyoruz ve Ölümlü olan şeyin  yanında asırlarca yaşanmış anı,dillere düşmüş hikayeler bırakıyoruz. Bazılarımız  bu hikayenin içinde kayboluyor, bazılarımız figüranı oynuyor. ve biliyor musun dostum en önemlisi her insan bir birinin senaryosunu yazıyor. Sen sadece oynuyorsun. Aşkların da oluyor  bazen her şey ters de gidebiliyor. Güçlü
olmayı öğreniyorsun. Ders çıkarıyorsun Hayattan.
   
Ve para..

  Belkide varlığı dünyadaki saçma olan çoğu şeyin en saçması. İnsanları birbirine düşüren biraz yemek için para biraz çalmak için gönül birazsa kandırmak için kardeş. Saymakla bitmez bir sürü neden işte biliyorum sende içinden düşünmüşsündür. bir kaç tane.. Gezegenlerin taşı toprağı en güzelinden..

İnsan..

  Kısaca sonu gözükmeyen evrenin içerisinde karıncadan ufak varlık. elinde olanın değerini kaybedince anlayanlar. Daha iyisi için birbirini kıranlar. Acımasız olanlar. Mutlu olanlar da var tabi veya yüzü hep gülen insan.


Deli..

  Sana en çok samimi gelendir. İçindeki çocuğu canlandıran kişi. soruları kadar saçma ve düşündürücü olan kişi. Hayatın içinde  fasulye olan kişi. Vurduğu zaman kızıla mayan çoğu şeye izni olmayan kişi. aynaya bakamayan , paranoyakların içinde hapsolan , karanlıktan korkan. Sarayın soytarısı , Mahalleli çocukların yakın arkadaşı deli. Yaşadığından  bir haber üstelik umurunda olmayan kişi.

        Ve hayatı yaşamak gerekli deli gibi.Öleceğini bildiğin halde hiç ölmeyecekmiş gibi..


9 Ekim 2013 Çarşamba

İlk bahar - yaz - SONBAHAR - kış

Ayların en güzeli, hüzün sarmış dallarımın sararmış yaprakları rüzgarıyla dökülmeyi bekleyen hislerim. Geçen en ufak rüzgarda birer birer döküldüler topladım. Eskisi kadar yeşil eskisi kadar canlı değil üzgünüm birazcık.

Kahve - Kadın - Aşk - Sigara ,  içilmeyi bekleyen duman ciğerlerimde kalan kadar sen. Yakıp kül ediyor insan elleriyle her birini , sonucunu düşünmeden bencil bir ruh haliyle. Ve aşk her defasında sonu kötü biten bir oyun. Kahvem kadar içimi ısıtan sigara gibi zevkine vara vara öldüren bir Kadın , elleriyle öldürür sevdiğini , bir Erkek avuçlarının içinde saklayıp korurken sevdiğini Ölür. 

Önümüz kış Beyaz ve ben severim beyaz olan her şeyi mesela kar tanelerini severim ben. Penceremin önünde birikenleri izlerim. Kırmızı bir koltuğum var odamda camın tam önünde kar yağarken otururum izlerim. 
Ve uzun zamandır izliyorum her olanı biteni kış sonrası ilk bahar eskisi kadar olmasa da yapraklarım Yeşerir benim..


Atalay Öztürk - Kaybolan günlük.



18 Nisan 2013 Perşembe

DÜŞÜNMEK.

Zamana bırakmak değilde zaman ile oynamayı tercih etmeli insan. Erkenden bilincinde olmak her şeyin,
 biraz tecrübe edinmek güzel aslında her konu hakkında. Ama yorulduğu zaman dinlenmeli insan. Zorlamadan yormadan bedeni , yormadan düşünceleri aynı zamanda hala anatomisi tam olarak çözülememiş olan beyni.

Yorunca neler oluyor neler bitiyor farkında olmaya bilirsin ama elbet anlıyorsun sadece 1 - 2 aylık bir süreç içerisinde denemek isteyen varsa baştan uyarıyorum hiç iyi değil. Yorulup üstüne zorlayınca insan başta yakınlarını ardından senin için çaba göstermiş insanları yavaş yavaş kaybetmene neden oluyor. Zaman zaman düşünüp duruyorsun diyorsun ki Benim yaşımda birisi için bu kadarı fazlamı yoksa devam etmeli mi? Hayır bu kadarı yeterli diyerek kaçmak mı mantıklı yoksa daha derine inip merak ettiklerinle yaşamak ve hala peşinden bir umut ile gitmek mi önemli olan? Yoksa bizler önemli yaratıklar haline geldik mi? Çok merak etmek işe yarıyor mu? Yoksa kaçan kovalanır mı? Ben kaçsam kovalar mısın. Uzun lafın kısası imla hatalarım hala devam ediyor gibi , anlamakta güçlük çekiyorum yardım etmek ister misin? Yanımda olmak ister misin? Hayır ben hayırsız değilim! Günün ortalarına doğru hareketi arttırmak güzel. Mesela farklı insanlarla tanışarak hep gördüğün yüzlerden uzaklaşarak. Her şeyinde olduğu gibi bununda fazlası zarar. Dinlediğin müzikler değişmeye başladı sanırsam , yada modaya gücünün yettiği kadar ayak uydurmaya çalışıyorsun sağdan soldan sana kalanlar ile. Hayır acıtmak değil kendimi amacım diyerek ufak bir ses tonu ile teselli ediyorsan kendini. Yada Kendini sorumsuz hissedip bir şeyleri yoluna koyma çabasında düzene giriyorsan. He birde bunları abartıp daha önceki halini hatırlayıp ben neler yapmışım ya diyorsan. Egoist tavrın sen aynanın karşısına geçip yüzüne , gözüne dudaklarına ve saçlarına bakarak canlanıyorsa. Eski dostlarını eski sıklıkla aramayıp altından kalkamayacağın işlere giriyorsan ve bunları başarmak pahasına bir umutla bekliyorsan. Zaman zaman ufak kaçamaklar yapıp başka tenler tanıyıp mesela sevişip sonrasında hafif rüzgarlı Sex. Saatler sonra sadece yorgunluğu kalıyor ya bedeninde. İşte o denli basit aslında. Büyütmemek gerekiyor ben biraz müziği yanında hafif sıcak bir kahveyi seviyorum Olursa bir dal sigara olmaz ise yoldan geçen bir amcadan isteriz. Verirse ne güzel vermez ise kendisi bilir belkide son dalım kardeşim diyerek cebinden çıkarmaya üşenecek. Yada o an içinde sen bunları düşüneceksin. Dediğim gibi biraz müzik biraz kahve bir dal sigara İstanbul un gezilecek daha tonla sokakları var seni bekliyorlar. Karanlık veya aydınlık fark etmez sanırım ancak Sen bu dünyaya tek geldin ve tek gitmeye mahkumsun sadece Düşünmek yeterli İçindeki sen Sohbet edebileceğin , sırlarını paylaştığın ve belkide Aşkı sevgiyi en iyi yaşatan insan. O yine sensin Sadece düşünmek yeterli Düşünmek.





31 Mart 2013 Pazar

Geri dönmenin verdiği mutluluk.

Uzun zamandır siz blog takipçilerim aynı zaman da dostlarimdan uzak kaldım. Bu süreç içerisin de kendimi toparlayıp yeni planlarım doğrultusun da emin adımlarla ilerliye biliyorum mutluyum.
Yeni şarkılar yeni organizasyonlar yaptım fırsat olursa sizlerle paylaşmak isterim aynı zaman da günlüğümden bir kaç deneme yazısı da olabilir :)

Yakın dostumun paylaşmış olduğu yazı dikkatimi çekti bu konu hakkın da konuşmalarımız bir okadar samimi aynı zaman da ışığın göz almadığı bambaşka bir ortam da gerçekleşirken kısa ve öz olarak sizlerle paylaşmak istedim.

....................................
Ulas öztürk.


Keyf-i His

Kimi zaman insanların duygularının hep mutsuz yönde olduğunu sanırız
ki belki bazıları icin bu doğrudur , fakat asıl sormamız gereken soru
şu: neden? Bu çok yüzeysel bir soru olup cevabı çok basittir.. Nefes
Almasını bilmeden neden yaşamak ister ki insan. Nefes almasını en
İyi bilen bitkilerdir. Çünkü onlar hislerini anlatamaz , anlamak için Bitkilerin
söyleyemediklerini farklı yollardan anlamaya çalışırız. Ve her zaman başarırız.
Ve her zaman hisliyiz. Ve her zaman
Keyifliyiz.
Yaşa çocuk, yaşa..

.....................................


Vakit hızla geçerken marryjane adı altın da ufak bir radyo düşünüyorum. Bulunduğumuz
Ortamın havası da  dinlediğimiz parçalar ile özdeşmiş olup sizlerle güzel dakikalar geçirmemizi sağlayacak.. Son zamanlar da içerisinde olduğum duygulardan sıyrılmanın en güzel Yolu aynı zaman da motivasyon amaçlı da iyi olacağını düşünüyorum. Şimdiden hepinize iyi eğlenceler beklemede kalın..


Atalay Öztürk


18 Şubat 2013 Pazartesi

Bakarmısın..?

Son zamanlar da yazılarımı yakından veya biraz daha uzağından takip eden sevgili okuyucularım..

İnternet üzerinden twitter hariç aktif olamayacağım yazılarıma bir süre için sadece ara veriyorum günden güne daha dijital olan yasam dan uzaklaşmak için. Yeni bir defter aldım bembeyaz onun üzerin den gitmeyi düşünüyorum. Olur da paylaşmak istediğim bir şey olursa yazabilirim söz vermiyorum. :)

Sizlere kısa zaman da bir şeyler kazandırdım mı? Bilmiyorum bir takım değişiklikler olduysa ne mutlu bana. Olur da okumak istersen silmedim buradalar. Tek istediğim kendinize dikkat etmeniz.. İyi günler. İyi geceler. Tatlı rüyalar.

17 Şubat 2013 Pazar

Neredeydiniz.



O zamanlar tek başımaydım aslında şuan da olduğu gibi. Siz her zaman vardınız efendime söyleyeyim iyi günüm de kötü günüm de. Ama hep yalan hep sahte hiç bir zaman kendiniz olamadınız. Güldüğüm de ben, siz zorla kahkahalar attınız , üzüldüğüm de acıma ortak olmaya çalışanlar oldu ama yapamadılar. Her zaman oynadıkları oyunu benim karşım da oynamak üzereyken güçlük çektiler. Sizler çok akıllısınız doğru ben  o kadar akıllı yada sizler kadar kurnaz olmaya bilirim ancak aklımı sizin yaptığınız gibi insanları kandırmak için kullanmam ve asla kullanmadım. Bunu fark eden insanlar tarafın dan ne kadar iğrenç gözüktüğünüzü bilseniz kendiniz den utanırdınız. Hala etrafım dasınız hala yalancı hala sahte gülüşlerinizle şapşal şapşal geziyorsunuz etrafımda. Ben sizin yanınız da salak , çekilmez boş konuşan bir insanı oynuyorum fark edenler varsa söylesin belkide oyunları bir köşeye bırakıp düzgünce sohbet edebileceğim birisini kazanmış olurum. Yada öyle sanıyorum. Gözde İstanbul un arka mahalle çocukları veya muhallebi çocukları oradan oraya zıplayan tipler yada okuyan Sen.

Yapmacık olma. Sakin olma çıkar yüzündeki maskeyi. Bu senin mizacın değil. Kabul etmiyorum. Kabul edemiyorum nasıl bu kadar yapmacık bu kadar umursamaz olabiliyorsun. Yada yapmacık olabiliyorsunuz. Sizler böyle oldukça sizlerden nefret ediyorum sen böyle oldukça senden nasıl nefret ediyorum bilemezsin. Hey sen seni tanıyorsam yada belki bir gün tanışacak olursak ki Dünya çok ufak bir yer bunu biliyorum. Sakın yapmacık olma rol yapma karşım da at maskeni yada kısa bir süre için koy sırt çantana.

Emin ol yalnız olmak çok güzel mesela tren yolculuğu yapmak , vapura binmek , hiç bilmediğin sokaklar da tedirgin olarak yürümek. Kendini iyi hissettiğin noktalar da kendini yalnızlığa ve gecenin karanlığına bırakmak sessizliği paylaşmak..


31 Ocak 2013 Perşembe

Buzlu olsun.

Rakim yükseldikce beyazlar yavas yavas etrafımızda lutfen buzlu olsun.
Uzaklasmak en guzeli aslında kafamı gül kurusu perdenin arasından uzatıp seyrediyorum yolu.Ortancalar üstüne kar pikesini cekmis. Soğuk üşüyor , üşüyorum lakin buzlu olsun..
Uzaklasmak güzel bir sehirden digerine yapılan seyahatler mesela yine güzelim tutuluyorum etrafdaki insanlara. Buzlu olsun rakım her defasında. Kadehini kaldırıyorum hayatta olduğum sürece

Yaptığım kaçamaklara...

25 Ocak 2013 Cuma

Uyuşturucu.

Ülkemiz de gençler tarafından son zamanlar da sıkça tüketilmeye başlanan çeşitli maddeler ve araçları , popiler olma çabaları çeşitli arkadaş çevrelerinde boy göstermeler siz belkide farkında olmadan hızla büyümeye başladı. Yakın da göreceksinizdir. Belirli ülkelerde legal yani bir değişiyle yasal olmasına rağmen , yaşadığımız Ülke sınırları içerisinde illegal olan uyuşturucu (marijuana) , sonu olmayan bir yola doğru bireyleri hızla kendi benliğinden çıkartmasıdır. Bizlerden yaşça büyük insanların gözün de tabu haline gelmiş olan marijuana , benim içinde o mertebeye ulaştı diye bilirim? Peki neden?

Bundan 1 sene önceki arkadaş çevremi göz önünde bulunduruyorum gayet akıllı her ne kadar yanlışları olan insanlar olsalar da şuan gözümün önünde günden güne düşen değerlerini gördüğüm zaman tanıştığım güne lanet ediyorum. Bakın tamamen yanlış bir haraket demek istemiyorum aslında. Her şey dozun da olduğu sürece buna tabikide belli kıreterler eklenirse mesela kimyasal maddeler olmamak şartı ile yapılan işlere tamamen yanlış demiyeceğim.

İçlerinizden bazılarınız bu yazıyı neden yazmış diyebilir. Bunun en büyük cevabını şöyle verebilirim. Ülkemizdeki en büyük sorun cahillik aynı zaman da hayata dair edep ve ahlak bilgisi olmayan insanların nüfusumuz da bukadar sık olması. Gençlerin mantıklı konular hakkın da bilgisi Olması gerekiyor. Bir madde hakkın da deneyimi olması demiyorum fark ettiğiniz üzere. Son zamanlarda yaş ortalaması 16 17 olan bir arkadaş çevresinde veya grubunda sohbetin güzelleşmesi daha anlamlı şeylerden bahsedilmesi gerekirken. İçtiklerinden , hangisinin iyi olduğundan , birbirlerini nasil maymun ettiklerinden bahsetmesi yanlis. Uyuşturucunun en kötü bir nedenini şurada gördüm en yakın arkadaşlar dahi bir birinin cebindeki parayı maddeye yatırmayı düşünüyorsa burada yanlış bir şeyler var diyebilirim. Arkadaşın arkadaşı en çok koruyup kollayacağı bu zamanlarda. Bu denli yapılan yanlış davranışlar ilerleyen zamanlarda bizimde çocuklarımızı etkileyecektir. 15 yıl sonra belkide bu Ülke için önemli bir mertebeye gelecek insanlar
Şuan kendilerini bir boşluğa sürüklüyorsa bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi bu konu hakkında genç kitlenin bilgilendirilmemesi. Aksine seminerlikler arttırılarak toplum bilinçlendirilmeli.
Günden güne pas tutan Genç kitlenin önü temiz değil. Madem en büyük enerji bizlerin elinde bunun farkına varılması için en başta uyuşturucu hakkında bilgilendirilmesi gerekiyor insanların...

Zehirlenen bir vucud, günden güne Pas tutan zihniyet. Düzeltmek bizim elimizde.

21 Ocak 2013 Pazartesi

Otel odasında bir gece.

Duman göz gözü göstermiyor bir metre ötedeki adamı bana , yerde ve masanın üzerinde boş bira şişeleri. Yine bir fenayım anlatamam sana, tripe girip sen sandığım bir kaç insan geldi takıldım. Sonra durdum uzaklaştım hayır sen değilsin dedim.
Biraz daha duman altı oldu odam bir kaç tane daha bira şişesi gösterdi kendini ortalık da. Utanıyorum kendimden. Sonra kendimi lavaboya attım ellerimi dayadım tezgahın kenarına ağzım yüzüm yer değiştirmiş. Yanıma gelip iyi misin diyen insanlara kendimden soğutacak hareketler yaptım bütün gece. Yalnız kalmak istiyorum diyemedim. Seni soğuttum kendimden yalnız kaldım. Gözlerimden yaş akmadı ancak tutacak bir ele ihtiyacım olduğunu anladım o akşam.

Bir başkasının ellerini değil ancak. Bağırdım sana duymadın tam arkamda hissediyordum seni ulan 1 bardak su istedim senden. Duymadın getirmedin. Kitlenmiş vücudumun hali yoktu musluğu açacak. Büyük çabalarım sonucunda açtım sağ elimin işaret parmağını ufaktan yukarı doğru kaydırarak. Dayadım dudağımın sağ tarafını musluğa , yarısı yanaklarımdan yarısı kurumuş olan damaklarım dan aşağıya doğru aktı dakikalarca.
Açıldım biraz sonra ağzımdan gevelediğim o ufak seslerle vals yaptım arkamı döndüm sana doğru açtım kollarımı. Sırf sen bir bardak su ver diye kendi ellerinden.

Bağırdım ulan bir bardak su diye tekrar tekrar tekrar.

Ben neler yapıyorum haberin yok anlatıcaklarım birikti , seninle paylaşamamak acı. Hiç bir ten senden sonra emin ol samimi gelmiyor bana , alışılmadık bir durum sanırım. Vela sın otel odalarına da bıraktıysak bir kaç hatıra. Seni görmek ,dejavu olmuş hissine kapılmak adeta, tekrar görsem yakından diyeceğim olur seni bir yerden gözüm ısırıyor, bu anı yaşamıştım öncesinden. 1 bakışla iki kez aynı anı yaşamak al kaseti başa o zaman bitmez bu şarkı buracıkta. Al başa al başa.

Çocuk

Bir kaç aydır yeni bir parça yapmıyordum..

Yazılmış bir kaç satır buldum ve kaydını alayım dedim ortaya uzun zaman sonra yaptığım çalışmalara bir yenisini daha ekledim. Bekleyenler olduysa kusura bakmayın beklettim biraz. Siz değerli okuyucularım.
keyifli dinlemeler.

15 Ocak 2013 Salı

Gece şeysi.

Saat bu gün ne kadar hızlı geçti öyle , anlamadım. Lakin günlerde hızlı hızlı geçmeye başlayacaktır. Siz farkında olmadan. Ben ortaya hazır yazmaya başlamışken 2 orta 1 sade Türk kahvesi alayım. Biri bana diğer ikisi sevinçlerime ve üzüntülerime..
Velasın kendimi her zamanki gibi attığım yer yine odamın en soğuk ve yaşanmışlığı en yüksek olan köşesi. Neyse siz farkında değilsiniz ama ben söyleyeyim dedim saygı değer okuyucular ve bu kitlenin dışında olan sen. Bu gün gözlerim akrep ve yelkovanın yarışını izledi. Biranda saate daldım göz kapaklarım bulandı. Akrep ile yelkovan döndü ben döndüm. Sonra dışarıya çıktım bir kez baktım uzaktan sana , yetti bana. Böyle olması gerekiyor galiba..

Kaybetme korkusuyla yaşa bu dünya kime kalmış.
Hala çok güzelsin seni kaybetmek istemem.
Söyle bana dünya sana mı kalacak? Yoksa bana mı?
Kaybetmek istemem seni,boş ver dünya sana da kalmasın bana da.

İnsan zaman zaman çok bencil aynı zamanda elindekinin değerini anlamayacak kadar sorumsuz.
Ben ne bencilim nede sorumsuz birisiyim.

+ Bir bardak su alabilirmiyim.

Bir bardak da benim için sen doldur. Onu da susuzluk dan ölecekmiş gibi kana kana içeyim. Hatta boş ver bardağı falan avuçlarının içinden de içerim farketmez benim için. Yada beni bir avuç suyla öldür.. Ey yaradan ne diyorum ben neler saçmalıyorum. (tabi oradaysan haykırışlarım sana).
Neyse siz vaktini bana ayıran değerli okuyucularım. Tek diyeceğim şudur sizin için sevdiklerinizi inciltmeyin. Onlar avuçlarınızın içine aldığınız civciv yavrusuna benzerler ne çok sıkacaksın boğulmasın diye yoksa ölür. Ne az sıkacaksın ellerinden kayıp gitmesin diye ölümünden daha kötü olur.


AtalayOzturk.

11 Ocak 2013 Cuma

Kal yanımda.

Benim içimden tren geçse duymam.

Dedin ya bana sen aslında etrafında olan biteni çok iyi görmemişsin. Etrafındaki en büyük beni henüz görememişsin. Sen körsün, sen tanıdığım en acımasız insanlardan birisin. Biraz bak etrafına bayan yeşil kemerli yüzü çoğu zaman gülmeyen... Sana doğru adımlarım hızlanır benim. Sana doğru içimde hiç bitmeyen bir kaybetme korkusu var benim. Seni görünce yüzümde çocuksu bir gülümsemem oluyormuş öyle söylediler. Ben seni saf ve temiz seviyorum. Ufacık ellerin vardı tuttuğumda anlamıştım. Benimle birlikte olduğun gece saat oracıkta öyle dursaydı. Seninle daha çok vakit geçirebilseydim.

Ben neyin içindeyim..
Neye doğru sürüklüyorsun beni.

İçindeki trenlerin de ağzına sıçayım. Ya dünyada kimler amaçları uğruna yürüdükleri yoldan vazgeçmiyor biliyor musun. Doğada bile her canlının bir amacı bir hedefi bir yasam mücadelesi var.

Ot gibi yasıyorum.

İçinden tren degil ben geciyorum. Gör beni sen Gizemlerle dolu bayan. Sen gözlerine tutsak olduğum. Gör artık gör.

Sen gel.

Tekrar göğsüne yatır beni o ismini unuttuğum şarkıları fısılda kulaklarıma. Bir tanede sigara sararız ufak kaçamaklarin hatırına. Dudakların olmazsa dudaklarım kurur. İstersen senin istediğin şarkılardan açarız. Benim 45 liklerle aram iyi degildir bilirsin. Sen söyle yada ben seni dinlerim. Sabahlara kadar kendinden bahset bana bilmediğim yönlerinden bahset bana. Belki o zaman seni bu kadar sıkmam bu kadar rahatsız etmelerim durur..

Sen deki ben gelicem bekle! ben bir dakika kıpırdamam yerimden. Kokun yastıklarıma buram buram işlemişken...

10 Ocak 2013 Perşembe

Bakalım günlere.

Ben istemedim ki gozlerimi acmak.
İsterdim aslinda gozlerimi acilmama pahasina kapatmak.
Acimasiz olan ben degilim yanlis anladiniz.
Yuksek musadenizle kacasim var tutmayin.

Ufaklıkları severim. Poposu ağzına kadar bokla dolu ufaklıkları severim. Yaramaz ufaklıkları da severim. Velakin sadece severdim. Hey sen saçları seyrek elleri ufacık olan Bebek. İsmini koymak isterim. Fırsat olursa sana sarılmak da isterim. Sen başımı beladan kurtarmayan Bebek. Yüzünü çok görmek isterim. Ben ne çok sey isterim bilmezsin.Beni sıkıntıya boğan annenide cok severim emin ol. Duygusal değil tamam biraz duygusal olsada. Üzüntüm, içimdeki burukluk bir cana daha bilinçsizce kıyılacağı için oysa ben sana bakarım seni severim Bebek.

Ve birşey daha var sana annemin bana söylediği ninnileri de söylerdim bunu bil, buna inan. Bebek.